Kolon Kanseri

Kolon Kanseri

Kolon ve rektum kanserleri çoğunlukla bu bölgelerdeki poliplerden kaynaklanıyor. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişiye kolon ve rektum kanseri tanısı konuyor. Hastalık, en çok yaşam kaybına neden olan kanser türlerinden biri olmasından dolayı oldukça önemli. Kalın bağırsak ya da kolon ve rektum kanserinin (KRK) diğer ismi; kolorektal kanserdir. Yaşam boyu KRK gelişmesi olasılığı erkeklerde, kadınlara oranla biraz daha yüksektir. Bu oran; erkeklerde yüzde 4.5 kadınlar için yüzde 3.2’dir. KRK çoğunlukla adenomlardan (polip) gelişiyor. Kolon ya da rektum mukozasından kaynaklanan bu iyi huylu tümörler, uzun yıllar sessiz kaldıkları için genellikle fark edilmiyorlar. Adenomların sıklığı yaşla beraber artıyor. Ne var ki, adenomdan kanser gelişmesi süreci büyük oranda aydınlatılsa da bu süreci etkileyen dış nedenler hala tartışılıyor.

Kolon Kanseri

Kolon Kanseri Nedir? Türkiye’de Görülme Sıklığı Ne Kadar?

Yaklaşık 1, 5 metre uzunluğunda olan kalın bağırsağın iç yüzeyinde oluşan kanserlere kolon kanseri adı verilir. Bu kanser türü kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakadaki hücre ve hücre topluluklarının kontrolsüz büyümesi ile ortaya çıkar. 

Kalın bağırsağın son 15-20 cm.’lik bölümüne ise rektum adı verilir ve burada beliren kanserler rektum kanseri olarak adlandırılır. İki tür kanseri anlatmak için “kolorektal kanserler” de çok sık kullanılan bir terimdir. 

Kolorektal kanserler Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde en sık görülen ilk 5 kanser arasında yer alır.

Yaş, Cinsiyet, Bağırsak Hastalıklarına Sahip Olmak Gibi Risk Faktörleri Var Mı?

Yaş

Kolon kanseri her yaşta görülebilir. Ortalama görülme yaşı 63’tür. Ancak araştırmalara göre kolorektal kanser tanısı konmuş hastaların üçte birinin yaşı 55 yaşından gençtir. 

Cinsiyet

Kadın-erkek arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur.

Diğer Risk Faktörleri

Kolorektal kanserin kesin sebebi bilinmese de kişide kolorektal kanser gelişmesini artıran risk faktörleri şunlardır: 

  •  İleri yaş,   
  • Bağırsak içinde poliplerin varlığı (özellikle de patolojisi adenomatöz tarzda olanlar),   
  • Ailede kolorektal kanser hastalarının bulunması,   
  • Genlerde belirgin değişikliklere sebep olmuş bazı genetik bozukluklar (Heredite polipozis dışı kolon kanserli hastalar) ve/veya kolon ve rektumda kalıtımsal poliplerle karakterize olan ailesel polipozis sendromlarının varlığı,   
  • Belli süreler içinde bağırsak içi hücre tipini bozarak kansere zemin hazırlayabilecek inflamatuar (iltihabi) bağırsak hastalığının olması (Ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı),   
  • Kadınlarda yumurtalık, meme ve rahim kanseri hikayesinin olması,
  • İşlenmiş ve hayvansal gıdaların aşırı, meyve ve sebzenin ise az tüketilmesi ve sigara kullanımı,   

Bu risk faktörlerine sahip kişilerde daha erken yaşlardan itibaren bağırsak kanseri taramalarının yapılması gerekir.

Kolon Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Kolon kanserlerinin başlangıcı bağırsak içindeki hücre büyümeleri yani poliplerdir. Ancak polipler ilk başlarda çoğunlukla hiçbir yakınmaya sebep olmaz. Polipler kanserleşmeye başladıkça, boyutça büyüdüklerinde ya da sayıları arttıkça kişinin bağırsak alışkanlıklarında şu değişikliklere sebep olurlar: 

  • Yeni başlangıçlı kabızlık ya da tam tersi dışkının kıvamında (ishal lehine) veya kokusunda değişiklik,   
  • Demir eksikliği ile ortaya çıkan kansızlık,   
  • Dışkının kalınlığının incelmesi, dışkı ile karışık kan gelmesi ya da tuvalete çıktıktan sonra makattan kan gelmesi,   
  • Karın ağrısı, iştahsızlık ve istemsizce olan kilo kayıpları. 

Yukarıdaki bulgular tek başına kolorektal kanseri işaret etmez. Ancak bu yakınmalarınız varsa gerekli kontroller için mutlaka doktora başvurun. Ayrıca bu belirtilerden biriyle birlikte ailenizde bağırsak kanseri, meme, yumurtalık ya da rahim ağzı kanseri öyküsü bulunuyorsa, hekime başvurmayı ihmal etmeyin.

Bu Belirtiler Hemoroid ya da Bağırsaktaki Değişiklik Nedeniyle De Ortaya Çıkabilir Mi?

Makattan kan gelmesi, özellikle genç yaştakilerde, kronik kabızlığı olanlarda, alarm yakınması bulunmayanlarda (kilo kaybı, iştahsızlık, kansızlık gibi), kolorektal kanser belirtisinden çok hemoroid hastalığı ya da anal çatlaklara bağlı da görülebilir. İleri tetkikleri yapmadan bu yakınmaların gerçek sebebini söylemek çoğu zaman mümkün olmaz.

Ülseratif Kolit Kolon Kanserine Yol Açar Mı?

Ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı, kalın bağırsağın içini kaplayan dokuların kronik iltihabıdır. Her ikisi de kolorektal kanser hastalığı gelişmesi için risk faktörüdür.

Özellikle 10 yıldan daha fazla süredir ülseratif kolit hastalığı olan kişilerde (tedaviye yanıt alınmış bile olsa), kolorektal kanser gelişme olasılığı oldukça artar. Bu sebeple bu hastalarda hastalıkları ile ilişkili yakınmaları olsun olmasın rutin tarama amaçlı kolonoskopiler yapılmalıdır. 

Crohn hastalığında ise, bu hastalığa bağlı oluşmuş bağırsak darlıkları olan bölgelerde de kolorektal kanser gelişme olasılığı artar. Sigara kullanımına davam edilmesi, bu iki hastalık varlığında da kolorektal kanser gelişim riskini kesinlikle artırmaktadır.

Kolon Kanserinin Erken Teşhisi İçin Hangi Testler Yapılıyor?

Kolon kanserinin erken taranması için yapılan testler şunlar; 

  • Kolonoskopi,   
  • Dışkıda gizli kan bakılması,   
  • Bilgisayarlı tomografi (BT) kolonografisi,   
  • Fleksible sigmoidoskopi,   
  • Dışkıda DNA testleri.

Kolonoskopi İşlemi Nedir?

Kolonoskopi, ucunda ışık ve kamera olan bir aletle, daha önceden dışkı temizliği yapılmış kalın bağırsağa makattan girilmesi ve hava vererek bağırsağı hafif şişirip bağırsak içinin incelenmesidir. Genellikle 30-45 dakika kadar sürmektedir. 

İşlem sırasında gerekli görüldüğü takdirde bağırsak içini kaplayan mukozal örtüden, anormal görüntülü dokulardan da biyopsiler alınabilir. Polip görülürse aynı seans içinde alınabilirler. Var olan kanama odakları da kolonoskopi sırasında durdurulabilmektedir. Kolonoskopi gibi işlemlere çekinceyle yaklaşılabiliyor.

Bu İşlem Acılı ve Ağrılı Mı?

Kolonoskopi ağrı azaltıcı ilaçlar verilerek ya da anestezist eşliğinde kişi hafif uyutularak yapılabilir. Bu nedenle kolonoskopi sanıldığı ve korkulduğu gibi acı veren bir işlem kesinlikle değildir. 

Kolonoskopi öncesi bağırsağın bir gün önce çeşitli ilaçlar ve bol sulu gıdalarla beslenerek temizlenmesi (kolonoksopi hazırlığı) kolonoskopi işleminin en sıkıcı tarafıdır. Bu hazırlık süreci ve işlemin yapılış tarzı kolonoskopi yapılacak hastalara, işlem öncesinde hekim/hemşire/sağlık personeli tarafından detaylı anlatılır ve hastaların korkuları azaltılabilir.

Kolonoskopi Hangi Sıklıkta Tekrarlanmalı?

Ailesinde bağırsak kanseri olmayan ve bağırsağa ait hiç yakınması olmayan kişilerde kolonoskopi taraması günümüzde 50 yaşında başlatılmaktadır ve herhangi bir polip görülmediği durumlarda her 10 yılda bir tekrarlanmalıdır. 

1. derece yakınlarında 65 yaş öncesi gelişmiş bağırsak kanseri ya da meme, rahim ve yumurtalık kanserleri olan kişilerde ise kolonoskopi ile tarama yaşı 40’tır. Kişinin 1. derece yakınının kanser olduğu yaştan 10 sene öncesi 40 yaşından önceye denk geliyorsa, erken yaşta tarama yapılmalıdır. 

Ülseratif kolitli hastalarda, hastalık yaşı 10 yılı geçtiğinde, her sene kolonoskopi kontrolü gerekmektedir. 

Ailede genetik geçişli polipoizis sendromları olan kişilerde tarama yaşı 15-18 yaş itibari ile başlamalıdır. 

Tarama kolonoskopisinde saptanan poliplerin sayısı ve patolojik tiplerine göre kontrol kolonoksopiler 1-3-5 ya da 10 yıl aralıklara yapılır. Sadece sol kolon tümörleri açısından tarama hedeflenirse, uzun kolonoskopik incelemelerin arasında 2-3 yılda bir fleksible sigmoidoskopi işlemi de taramalarda kullanılabilir. 

Gerekli koşullar olmadığı sürece “her yıl kolonoskopi yapılmalıdır” söylemleri doğruluk içermez. 

Hastanın kolonoskopi yapılmasını tercih etmediği durumlarda 5 yılda bir BT kolonografiler yapılabilir Ancak BT kolonografilerde sadece tanı konulabilir, herhangi bir polip ya da kütle görüldüğünde o lezyonlardan biyopsi almak için kolonoskopinin yapılması gerekecektir.

Dışkıda gizli kan bakılması ilk kolonoskopi taraması yapılana dek sene de bir kez yapılmalıdır. Dışkıda DNA testleri de 2-3 yılda bir yapılan tarama testlerindendir.

Kolon Kanserinden Korunmak İçin Nelere Dikkat Etmelidir?

Kolon kanserinden korunmak için sağlıklı beslenmek, belirtilen öneriler dahilinde tarama testlerini doğru zaman aralıkları ile yaptırmak gerekir. 

Sebze meyve ve liften zengin beslenme, işlenmiş ve hayvansal protein ağırlıklı besinlerden uzak durma, düzenli egzersiz, sigara kullanmama bağırsak kanserinden korunma yöntemleridir.

Belirtiler

Kolon ve Rektum kanseri belirtileri dışkıda kan görülmesi, dışkılama alışkanlıklarında ishal ya da kabızlık şeklinde değişiklik, dışkının kalem gibi incelmesi, sık tuvalete gitme ihtiyacı fakat yetersiz dışkılama, aralıklı, bazen kolik tarzda karın ağrısı ve şişkinlik, gizli kan kaybına bağlı solukluk, dışkıda mukus görülmesi, halsizlik, zayıflama, karında kitle hissedilmesidir.

 

Kolon Ve Rektum Kanseri (KRK) Risk Faktörleri

Kolon ve rektum kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk faktörleri şunlar:

  • İleri yaş
  • Erkek cinsiyet
  • Ailede kalın bağırsak kanseri bulunması,
  • Kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri geçirmiş olması,
  • Kolonda poliplerin varlığı,
  • Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir bağırsak hastalığının bulunması,
  • Çevresel faktörler: Hayvansal yağ ve kırmızı etin (özellikle sığır, domuz ve kuzu eti) sık tüketimi, liften (fiber) fakir gıdalarla beslenme, obezite, aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite, aşırı sigara ve alkol tüketimi

 

  • Tedavi Yöntemleri
  • Kolon ve rektum kanserleri çeşitli yöntemlerle tedavi ediliyorlar. Cerrahi, kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) bu tedavilerden en sık kullanılanları.

     

    Kolon ve rektum kanseri tedavi planlaması yapmadan önce hastanın genel durumu ve hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi edinilmesi önemli. Bu nedenle tedavide KRK’nın kaçıncı evresinde olduğunun bilinmesi şart.

     

    Kolon ve Rektum Kanseri 4 Evrede Sınıflandırılıyor

    Evre I: En erken hastalık evresidir. Kanser hücreleri bağırsağın iç ve orta tabakalarını tutar. Lenf düğümlerinde ve uzak organlarda tutulum yoktur.

     

    Evre II. Kanser hücreleri bağırsağın tüm katlarını tutar, en dış tabakaya ulaşır, komşu organ ya da organlara yayılabilir. Lenf düğümlerinde ve uzak organlarda tutulum yoktur.

     

    Evre III. Bağırsak duvarındaki tutulum hangi düzeyde olursa olsun, bağırsak komşuluğundaki lenf düğümlerinde tümör yayılımı vardır.

     

    Evre IV. Hastalığın en ileri safhasını oluşturur. Bağırsak duvarındaki ya da lenf düğümlerindeki tümör yayılımı ne olursa olsun, karaciğer, akciğer, karın zarı (periton), kemik, beyin gibi organlarda metastaz vardır.

     

    Tüm evrelerde kolon ve rektum kanserinin başlıca tedavisi, cerrahidir. Ancak tümörün kolon ve rektumdaki yerleşim yerine, boyutuna, evresine, hastanın tümör komplikasyonlarıyla (tıkanıklık, delinmesi, kanama gibi) acil koşullarda başvurmasına bağlı olarak cerrahi tedavinin şekli değişebiliyor.

    Günümüzde Kolon ve rektum kanserinin cerrahi tedavisinde laparoskopi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Uygulanan başlıca teknikler şunlar:

    Bazı küçük rektum tümörlerinde anüs yoluyla sadece tümörlü kısmın kesilip çıkartılmasına lokal eksizyon deniyor.

    Tümörün yerleşim yerine bağlı olarak kalın bağırsağın bir bölümünün (veya tümünün) ve rektumun bir bölümünün (veya tümünün) kesilip çıkartılmasına rezeksiyon deniyor.

    Bu cerrahi teknikte bağırsak ile birlikte komşuluğundaki lenf düğümleri de birlikte çıkartılıyor. Eğer tümör komşu organlara yayılmışsa, radikal cerrahi sırasında bu organların da çıkartılması gerekiyor. Çıkartılan bağırsaktan geriye kalan sağlıklı bağırsak uçları karşı karşıya getirilerek dikiliyor (anastomoz).

    Kolon ya da rektum rezeksiyonları sonrasında çeşitli nedenlerle ince bağırsak ya da kolon karın duvarına dikilerek bir yapay anüs (ileostomi veya kolostomi) oluşturulabiliyor. Bağırsak içeriği, bu yapay anüsten karın duvarına yapıştırılan plastik torba içine boşalıyor. Bu durum bazı hastalarda kalıcı olabiliyor. Ancak bazı hastalarda tıbben ihtiyaç kalmadığı için yapay anüs kapatılarak, hastaların normal yolla dışkılaması sağlanıyor.

    Uygun sayıda ve boyuttaki karaciğer ve akciğer metastazları, cerrahi teknikle çıkartılabiliyor (metastazektomi).

    Radikal cerrahi tedaviden yararlanamayacak ileri evredeki kolon ve rektum kanserlerinde hastanın yaşam konforunu artıracak palyatif cerrahi girişimler uygulanabiliyor (örneğin kolostomi açılması gibi).

    III. ve IV. evredeki hastaların ameliyatlarından önce ve/veya sonra tedaviye kemoterapi ve/veya radyoterapi ekleniyor.

    Kalın Bağırsak (Kolon Ve Rektum) Kanserinin Sistemik Tedavisi

    Kalın bağırsak kanserlerinin sistemik tedavisi damar yolu ile bazı ilaçların uygulanması şeklindedir. Bu ilaçlar kemoterapi ilaçları ve bazı hedefe yönelik ilaçlardır.

    Kalın bağırsak kanseri erken evrede teşhis konulup ameliyat ile tamamen vücuttan temizlense dahi, bazı tümör hücreleri lenf ve kan damarları yoluyla vücudun çeşitli yerlerine gidebilirler. Yapılan tüm görüntüleme ve teşhis yöntemlerine rağmen “mikrometastaz” denilen bu hücreler saptanamayabilir.

     

    Bu hücreler yok edilmediği takdirde zaman içinde çoğalıp büyüyerek hastalığın vücudun herhangi bir yerinde yeniden ortaya çıkmasına (metastaz) neden olurlar. Bu nedenle kalın bağırsak kanserlerinde evreye bağlı olarak ameliyat sonrası koruyucu (adjuvan) kemoterapi uygulanır.

    Hedefe yönelik ilaçlar kalın bağırsak kanserinin tedavisinde çok sık olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar sadece evre IV hastalıkta kullanılırlar, erken evre hastalığın koruyucu tedavisinde etkileri yoktur. Kemoterapi gibi damar yoluyla uygulanırlar ve tüm vücutta etkilidirler.

    Kimi çalışmalarda bu ilaçların kemoterapi ile birlikte kullanıldıklarında kemoterapinin faydasını %25-30 civarında arttırdıkları gösterilmiştir. Bu sayede vücuttaki tümör kütlelerini küçülterek kalın bağırsak kanserli hastalarda çok önemli olan ve sık olarak yapılan karaciğer ve akciğerden tümörlü alanların ameliyatla çıkarılması (metastazektomi) işleminin başarı olasılığını da arttırırlar.

    Ayrıca yaşam süresini uzatma anlamında da olumlu etkileri vardır. Bunun yanında bu ilaçların halsizlik, yorgunluk, bulantı ve kusma gibi kemoterapiye benzer yan etkileri genellikle yoktur.

    Birçok kemoterapi ilacının kullanılmasına rağmen ilerlemeye devam eden, dirençli kalın bağırsak kanserlerinde yeni geliştirilen bazı hedefe yönelik ilaçların yaşam süresini uzattığı ve hastalığın seyrini yavaşlattığı bulunmuştur.

Bu Sayfayı Paylaşın:

WhatsApp'tan Ulaşın